Home / Gündem / Cumhurbaşkanı Erdoğan: Suriye'de düşülen hataya Libya'da düşülmemeli

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Suriye'de düşülen hataya Libya'da düşülmemeli

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-Alman Üniversitesi Yeni Binalarının Açılış Töreni’nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının satır başları şöyle;

Değerli Dostum, Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Sayın Merkel’e ve saygıdeğer heyet üyelerine ülkemize “hoş geldiniz” diyorum.

Sayın Merkel’i Berlin Konferansından 5 gün sonra ülkemizde ağırlamaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyoruz. İnşallah öğleden sonra gerçekleştireceğimiz başbaşa ve heyetlerarası görüşmelerde ikili ilişkilerimizin yanı sıra Libya başta olmak üzere bölgesel meseleleri de ayrıntılı şekilde ele alacağız.

Sayın Şansölyenin ziyareti vesilesiyle ayrıca Türk-Alman Üniversitesi’nin eğitim ve sosyal tesis binalarının resmi açılışını da yapıyoruz. Türk-Alman Üniversitesi, ülkelerimiz arasında bilim, kültür ve teknolojik iş birliğini geliştirmek amacıyla 10 Nisan 2010 tarihinde kurduğumuz bir devlet üniversitesidir.

2013-2014 akademik yılında faaliyete başlayan Üniversitemiz, kısa süre içerisinde akademik işbirliğimizin lokomotiflerinden biri haline dönüştü. Çift dilli eğitim veren üniversitemiz, beş fakülte, bir yüksekokul ve iki enstitüsü ile ülkemizin saygın eğitim kurumlarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Nitekim 2013 yılında 99 olan öğrenci sayısı 2019 yılında 2 bin 385’e ulaştı. 64’ü yabancı olmak üzere 237 akademik personelle eğitim veren Türk-Alman Üniversitesi, öğrencilerine kendilerini çok farklı alanlarda geliştirebilecekleri uluslararası bir ortam sunuyor.

Üniversitemizin, iş dünyasıyla tesis ettiği yakın diyalog sayesinde, mensuplarına Alman kuruluşlarında staj yapma imkânı tanımasını da önemli bir ayrıcalık olarak görüyorum. Üniversitemiz bünyesinde faaliyete geçecek TEKNOPARK yoluyla sanayi kuruluşları ile işbirliğinin daha da güçleneceğine inanıyorum. Bu teknoparkta, hem Franhafir Enstitüsüne hem de Alman firmaların Ar-Ge merkezlerine ev sahipliği yapmak istiyoruz. Türk-Alman Üniversitesi’nin bu seviyeye gelmesinde katkısı ve emeği olan herkesi tebrik ediyorum.

İnşallah bizler de diğer devlet üniversitelerimize olduğu gibi Türk-Alman Üniversitesi’ne gereken her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz. Özellikle öğrencilerimizin yurt ve barınma ihtiyaçlarının karşılanması için gereken adımları süratle atacağız.

Sayın Şansölyenin, şahsımla beraber bu açılışa iştirak etmesi, Türkiye ziyaretine üniversitemizin heyecanını paylaşarak başlaması, Alman dostlarımızın da projeye verdikleri önemin bir göstergesidir. Siyasi hayatından önce Sayın Şansölye’nin de bir bilim insanı olduğunu biliyoruz. Ayrıca Sayın Merkel’in Türkiye ile Almanya arasındaki gençlik değişim programları, eğitim ve kültürel alandaki işbirliğine katkıları 25 yılı aşıyor. 18 Nisan 1994 yılında imzalanan “Gençliğe Yönelik Politikalarda İşbirliği Protokolü”nü, Sayın Merkel’in dönemin Federal Gençlik ve Kadın Bakanı olarak ülkesi adına imzaladığını hatırlıyoruz. Sayın Merkel nezdinde Alman makamlarına üniversitemizi sahiplendikleri için ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

1,5 asırlık yolculuğu olan Alman Lisesi gibi Türk-Alman Üniversitesi’nin de Türk ve Alman dostluğunun bir sembolü haline gelmesini diliyorum. Üniversite binalarının yapımını üstlenen TOKİ Başkanlığımıza da İstanbul’un ve ülkemizin mimarisine uygun biçimde inşa edilmiş olan bu modern binalar için ayrıca şükranlarımı sunuyorum.

“Ülkemizin gelecek yüzyılına yatırım yapıyoruz”

Üniversite sayımızın 76’dan 207’ye, öğretim elemanı sayımızın 70 binden 170 bine, öğrenci sayımızın da 1,6 milyondan 8 milyona yükselmiş olması bu başarının en bariz ifadesidir. “Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek, on yıl sonrası için ağaç dik, yüz yıl sonrayı düşünüyorsan insan yetiştir” anlayışıyla ülkemizin gelecek yüzyılına yatırım yapıyoruz. İstikbalimizin teminatı olan gençlerimize, ailelerine yük olmadan üniversite eğitimlerini tamamlayabilmeleri için her türlü desteği veriyoruz.

Bir dönem ülkemizde marjinal odakların sürekli istismar ettiği, yıllarca protestolara konu olan üniversite harçlarını kaldırdık. Lisans öğrencilerimizin kredi-burs desteğini 2020 itibariyle 550 liraya, yüksek lisansta 1.100 liraya, doktorada ise 1.650 liraya yükselttik. Yurtlarda kalan öğrencilere aylık 420 lira da beslenme yardımı yapıyoruz. Ülkemizdeki yükseköğretim seviyesinin hem nicelik hem de nitelik olarak yükseltilmesi amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

“Uluslararası öğrenci sayımız 15 binden 172 bine ulaştı”

Uluslararası öğrenci sayımızın her geçen yıl artıyor olması, Türkiye’nin, bu alanda da küresel bir marka olma yolunda ilerlediğine işaret ediyor. Uluslararası öğrenci sayımız 15 binden 172 bine ulaştı. Türkiye Bursları yanında, kendi imkânlarıyla çeşitli üniversitelerimize gelen öğrenci sayısındaki büyük yükseliş, ülkemizin yükseköğrenimdeki cazibesinin de arttığını gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri’nden, Avusturya’dan, İtalya’dan, Çin’den, Kore’den, Balkanlardan, Kafkaslardan, Türk Cumhuriyetlerinden gelip Türkiye’de doktorasını, yüksek lisansını yapan öğrenciler var. Üniversitelerimizdeki nitelikli akademik personel ihtiyacını karşılamak üzere, her yıl, yurt dışına, dünyanın en iyi okullarında öğrenim görmek üzere, ciddi miktarda öğrenci gönderiyoruz.

Sadece bizim yurt dışına gitmiş vatandaşlarımızın değil, diğer ülkelerde yetişmiş bilim adamlarının, araştırmacıların, akademisyenlerin de ülkemize gelmesinin yolunu açıyoruz. Beklentimiz, ülkemizin nitelikli yabancı öğretim elemanları için de cazip hale gelmesi, bir başka ifadeyle beyin göçünün çekim merkezlerinden biri durumuna dönüşmesidir. Türk-Alman Üniversitesi de bu vizyon çerçevesinde ortaya çıkan ve başarılı bir şekilde uygulamaya konulmuş olan bir projedir. Aynı şekilde, ülkemizde Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Türk-İtalyan Üniversitesi gibi ortak üniversitelerin kurulmasına ilişkin çalışmalar devam ediyor. Bu çalışmaların en kısa zamanda olumlu bir şekilde sonuçlandırılmasını temenni ediyoruz. Türk-Alman Üniversitesinin başarısı, bu anlamda yeni ortak üniversitelerin kuruluş süreçlerinde örnek teşkil edecektir. Bu vesileyle, ülkemizde daha fazla Alman vatandaşının yükseköğrenim görmesini ve daha fazla öğretim görevlisinin araştırma faaliyetinde bulunmasını arzu ettiğimizi vurgulamak isterim. Yükseköğretim alanında sahip olduğumuz bu tecrübenin dost ve kardeş ülkelerle paylaşılmasına önem veriyoruz.

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi ve Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi, Kırgızistan ve Kazakistan’da faaliyet gösteren ve bulundukları ülkede saygı gören önemli ortak üniversitelerdir. Afganistan’da Mevlana Celaleddin Rumi-Belhi Türk-Afgan Kız Üniversitesi kurulması için çalışmalarımız devam ediyor. Afganistan’da faaliyete geçecek bu eğitim yuvaları ile kadınların bilhassa eğitim ve iş hayatındaki rolünü artırmayı hedefliyoruz.

İnsanlık olarak terörden İslam düşmanlığına, kültürel ırkçılıktan yabancı karşıtlığına kadar pek çok sorunla yüzleşiyoruz. İletişim ve ulaşım araçlarının bu kadar yaygınlaştığı bir dönemde, dünyanın neresinde olursa olsun hiç kimsenin bu sorunlara bigâne kalma lüksü yoktur. Suriye’de, Yemen’de, Irak’ta ve Libya’da yaşananlar bilhassa içinde bulunduğumuz coğrafyanın kader ortaklığını bir kez daha göstermiştir. 

 

Son 9 yıldır Suriye’de devam eden çatışmalardan sadece bizim gibi komşu ülkeler değil, başta Almanya olmak üzere tüm Avrupa etkilenmiştir. Aynı şekilde şayet bir an önce sükûnet sağlanmazsa, Libya’daki kaos ortamı tüm Akdeniz havzasını etkileyecektir. DEAŞ ve El Kaide gibi terör örgütleri ile lejyonerlerin bu ülkede tekrar palazlanmasını istemiyorsak, çözüm sürecini hızlandırmamız gerekiyor.

 

2 bin 400’den fazla kişinin ölümüne, 7 bin 500’den fazlasının yaralanmasına sebep olan, ayrıca 300 binin üzerinde Libyalıyı yerlerinden eden bu krizi sonlandırmak en büyük hedefimizdir. Bu hedef doğrultusunda dostumuz ve müttefikimiz Almanya ile güç birliği içerisinde çalışıyoruz.

“Darbeci Hafter ve destekçileri üzerinde baskı kurulması önem arz ediyor”

Sayın Putin’le beraber yaptığımız ateşkes çağrısı, 19 Ocak’ta düzenlenen Berlin Konferansı’nın önünü açmıştır. Sayın Merkel nezdinde tüm Alman makamlarına ev sahiplikleri için tekrar teşekkür ediyorum. 55 maddeden oluşan Barış Planı, Libya’da siyasi istikrarın yeniden tesisi yönünde önemli bir adım olmuştur. Ancak bu planının başarısı, alınan kararların sahada uygulamaya geçirilmesine bağlıdır. Bu konuda özellikle darbeci Hafter ve destekçileri üzerinde baskı kurulması önem arz ediyor.

“Uluslararası toplumun Suriye’de düştüğü hataya Libya’da düşmemesini temenni ediyoruz”

Dünden itibaren Trablus’taki sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırıların artması, havalimanının hedef alınması, kimin barıştan kimin de kan ve gözyaşının sürmesinden yana olduğunu göstermiştir. Son birkaç haftada yaşadıklarımız, Libya için bir turnusol olmuştur. Bu gerçekler ışığında uluslararası toplumun Suriye’de düştüğü hataya Libya’da düşmemesini temenni ediyoruz.

 

Libya ile 5 asırlık tarihi, beşeri ve kültürel ilişkileri olan bir ülke olarak duruşumuz nettir. Libyalı kardeşlerimizin barışı, huzuru ve geleceği için bu zor zamanlarında onların yanında olmayı sürdüreceğiz. Tıpkı Berlin Konferansı’nda olduğu gibi barış için, çözüm için, kan ve gözyaşının durması için atılan adımları güçlü bir şekilde destekleyeceğiz. Bu süreçte Alman dostlarımızla yakından çalışacak, inşallah ortak menfaatlerimiz doğrultusunda ilişkilerimizi geliştireceğiz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Sayın Şansölye ve heyetine tekrar ülkemize hoş geldiniz diyorum. Açılışını yaptığımız Türk-Alman Üniversitesi eğitim ve sosyal tesis binalarının hayırlı olmasını diliyorum.

Kaynak: TRT Haber

Check Also

Binlerce düzensiz göçmen Avrupa sınırına ilerliyor

Reuters, üst düzey bir Türk yetkilinin yaptığı açıklamaya dayandırdığı haberinde Türkiye’nin Suriyeli mültecilerin artık karadan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir