Kategoriler
Uncategorized

mustafa kemalin 1. dünya savaşında savaştığı cepheler

mustafa kemalin 1. dünya savaşında savaştığı cepheleri bilgi90’dan bulabilirsiniz

Mustafa Kemalin Savaştığı Cepheler Nedir

1 – Kafkas Cephesi

2. Çanakkale Cephesi

3. Suriye ve Filistin Cephesi

Yazı kaynağı : mustafa-kemalin-savastigi-cepheler.nedir.org

Atatürkün Savaştığı Cepheler Nedir

1 – Kafkas Cephesi

2. Çanakkale Cephesi

3. Suriye ve Filistin Cephesi

Yazı kaynağı : ataturkun-savastigi-cepheler.nedir.org

Mustafa Kemal’in 1. Dünya Savaşında savaştığı cepheler | KPSS Güncel Bilgiler

I. Çanakkale Cephesi
II. Suriye Cephesi
III. Kafkas Cephesi

Yukarıdakilerden hangileri Mustafa Kemal’in 1. Dünya Savaşı sırasında savaştığı cepheler arasında yer alır?

a) Yalnız I
b) I ve II
c) II ve III
d) I ve III
e) I, II ve III

Mustafa Kemal’in 1. Dünya Savaşında savaştığı cepheler Çanakkale Cephesi, Suriye Cephesi ve Kafkas Cephesidir. Bu sebeple sorunun doğru cevabı e seçeneğinde verilen I, II ve III olacaktır.

Mustafa Kemal’in savaştığı bu cephelerin kronolojik sıralaması ise şu şekildedir:

Mustafa Kemal bu cephelerde İtilaf Devletlerine karşı savaşmıştır.

Yazı kaynağı : www.kpssguncelbilgi.com

Mustafa Kemal’in, I. Dünya Savaşı’nda hangi cephelerde savaştığını araştırınız.

Cepheler – Birinci Dünya Savaşı

Cepheler - Birinci Dünya Savaşı

1916 yılında
muş ve Trabzon’u ele geçirdi. Ancak  savaşlarından
sonra gönderilen Mustafa kemal, muş ve Bitlis’i
Ruslardan geri aldı.1917 Rus ihtilali, Kafkas cephesi’nde savaşın durmasına
neden oldu.

Kanal cephesi:
Osmanlı Devleti, Mısır’da yeniden
egemenlik kurmak ve Süveyş kanalı’nı ele geçirmek
amacındaydı. Bu kanal Osmanlılar tarafından alınırsa, İngilizlerin,
sömürgeleriyle olan bağlantısı kesilecek ve oralara n aldığı asker
ve malzeme desteği önlenecekti.

Bu yüzden Osmanlı Almanya’nın etkisiyle İngilizlerin Elinde bulunan Süveyş
kanalı’na bir saldırı düzenledi.(1915) ancak gerekli önlemler alınmadan, hazırlıksız olarak yapılan savaşta İngiliz birlikleri karşısında
başarılı olamadı. İngilizler, Sina yarımadası’nı
ele geçirerek Suriye sınırına dayandı (1916)

Hicaz ve yemen cephesi:
Bir
kısım Osmanlı birlikleri kutsal yerleri korumak için bu bölgede
İngilizlerle çarpıştı.
Ancak Sina’da gerek çölün olumsuz koşulları gerekse güçlü  İngiliz kuvvetleri
karşısında bir sonuç alınamadı.
Osmanlı devleti
bu cephede, İngilizler Veonların kışkırttığı Araplarla mücadele etmek zorunda kaldı. Bu cephede İngiliz üstün duruma geçti
.

Irak cephesi:
İngilizler, Türk kuvvetlerinin İran’ a
girmesi ve Hindistan’ı tehdit etmesini önlemek
istiyordu. Ayrıca, kuzeye çıkarak Ruslarla birleşmek amacındaydılar. Irak
petrollerini ele geçirmeyi planlayan İngiltere,
Basra’ya asker çıkardı. İngiliz birlikleriyle savaşan Osmanlı kuvvetleri başarılı oldu.
Küt’ ül amare denilen yerde, İngiliz
kuvvetleri geri çekildi(1915). Ancak elde edilen bu
başarı uzun sürmedi. Yeniden Basra’ya asker çıkaran
İngilizler, 1917 yılında Bağdat’ a girdiler.

Suriye ve Filistin cephesi:
Bu
cephede Türk kuvvetlerine, yıldırım ordular grup komutanı olan alman general
liman
Von Sanders komuta ediyordu. Bu general, ateşkes hükmü gereğince
görevden alındı, yerine Mustafa kemal paşa atandı. Suriye cephesi’nde
İngilizlere karşı bazı başarılar kazandı. Mustafa kemal paşa, bugünkü Suriye
sınırımızı savunmak için önlemler aldı.
Galiçya, Romanya ve Makedonya
cepheleri:
Osmanlı devleti, Avrupa
cephelerine kuvvet göndererek, kendi bağlaşıklarını desteklemişti gönderilen
kuvvetler 1916–1917 yıllarında
Avrupa cephelerinde muharebelere katıldılar. Rusya, Romanya ve Fransa’ ya karşı
mücadele ettiler.

Çanakkale cephesi:
Türk
tarihinin kaderini değiştiren, Türk milletinin vatanını savunmak için canını
feda etmekten çekinmediği önemli bir savaştır.

İtilaf devletlerinin bu cephedeki amacı; Rusya’ya silah yardımı yaparak bu
devletin doğu Avrupa’ya yönelik saldırısını kolaylaştırmak, Almanya’nın doğuya
yayılmasını önlemek, boğazlar ve İstanbul’ u alarak Osmanlı devleti’ni savaş
dışı bırakmaktı.

İngiltere ayrıca, mısır’daki varlığını güvence altına
almak, Ortadoğu’daki zengin petrol yataklarına sahip olmak istiyordu.

İtilaf devleri, Çanakkale boğazı’ndan geçmek için, Şubat 1915’ten itibaren
saldırıya geçtiler. Güçlü top atışı ve
Nusret mayın gemisinin önceden boğaz’a
döktüğü mayınlar yüzünden başarısızlığa uğradılar. 18 Mart 1915′ te, daha büyük
bir saldırı başlattılar. İtilaf devletleri’ nin savaş gemilerinin bir kısmı
batırıldı, bir bölümü ise saf dışı edildi.

Böylece Çanakkale’yi denizden geçilemeyeceğini anladılar. Bunun üzerine 25
Nisan tarihinde Gelibolu yarımadası’ nda
Seddülbahir ve Arı
burnu kıyılarına çıkarma yaptılar.

Amaç; Çanakkale’yi karadan geçmekti. İçlerinde Avusturya
ve yeni Zelandalı askerlerden oluşan
Anzakların da bulunduğu itilaf
devleti’nin birlikleri, karşılarında Mustafa kemal’ i ve onun inançlı
askerlerini buldular.

Türk ordusu, bu cephede büyük bir zafer kazandı. Boğazlar ve İstanbul’a
yönelen tehlike önlendi. İtilaf devletleri amaçlarına ulaşamadılar.

Yazı kaynağı : sites.google.com

I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı cepheleri

Osmanlı Cepheleri, I. Dünya Savaşı‘nda Osmanlı İmparatorluğu‘nun savașa katıldığı cephelerdir.

Birinci Dereceden Cepheler[değiştir | kaynağı değiştir]

İkinci Dereceden Cepheler[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı donanmasının Rus gemi ve limanlarına saldırması üzerine 1 Kasım 1914 günü Rus ordusu Kafkasya’da sınırı geçerek Osmanlı topraklarına girdi. Hemen ardından 2 Kasım’da Rusya, 5 Kasım’da İngiltere Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etti. Osmanlı Devleti buna 14 Kasım’da Cihad-ı Ekber ilanıyla karşılık verdi.

Kafkas Cephesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Enver Paşa kumandasındaki Türk ordusu 21 Aralık’ta girişilen Sarıkamış Harekâtı ile (o zamanki Rus sınırı olan) Köprüköy – Eleşkirt hattında hücuma geçti. Sarıkamış yakınında Allahüekber Dağlarına ulaşan ordu burada 1915 Ocağının ilk haftasında ağır bir yenilgiye uğradı. 130.000 kişilik asker mevcudunun 90.000’i çarpışmalarda veya soğuktan donarak hayatını kaybetti. Geri kalanlar esir düştü.

Grandük Nikola kumandasındaki Rus ordusu bir yıllık bir bekleyişten sonra 13 Ocak 1916’da Erzurum cephesinde harekete geçti. 16 Şubat 1916’da Erzurum, 3 Mart’ta Bitlis ve Muş, 18 Nisan’da Trabzon, 24 Temmuz’da Erzincan düştü. Ancak Ağustos ayında Bitlis ve Muş geri alındı.

Rusya’da 1917 Mart ayında Çarlık rejimine karşı başlayan ayaklanma Kasım ayında Bolşevik rejimin kurulması ve 1918 Ocak ayında Rus ordusunun dağılması ile sonuçlandı. Rus ordusunun çekilmesi üzerine, onların boşalttığı alanlarda Antranik komutasındaki Ermeni birlikleri “Batı Ermenistan Geçici Hükümeti” ilan ettiler. Ancak hücuma geçen Türk ordusu karşısında tutunamayarak dağıldılar. 26 Şubat 1918’de Erzincan, 27 Şubat’ta Trabzon, 12 Mart’ta Erzurum, 2 Nisan’da Van kurtarıldı.

3 Mart 1918’de imzalanan Brest Litovsk Antlaşması ile Rusya savaşta kazandığı toprakları terk ederek 1878 öncesi sınırlara dönmeyi kabul etti. Bu sırada Tiflis‘te kurulan Transkafkasya Cumhuriyeti‘nin direnmesi üzerine Halil Paşa kumandasında ileri harekete geçen Türk ordusu 25 Mart’ta Oltu, 3 Nisan’da Ardahan, 5 Nisan’da Batum, 15 Mayıs’ta Gümrü, 20 Temmuz’da Nahcivan‘ı aldı ve nihayet 15 Eylül’de Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu 1918 Bakü Muharebesi‘ni kazanarak Bakü‘ye girdi. Ekim başında da bir Türk müfrezesi Dağıstan‘da kontrolü ele aldı.

Ancak 30 Ekim’de imzalanan Mondros Mütarekesi uyarınca Türk ordusu işgal ettiği Kafkasya topraklarını bırakarak 1914 sınırına geri çekildi. Türk ordusunun boşalttığı Batum, Ardahan ve Kars’ta kurulan Milli Şura Hükümetleri 1919 ilkbaharında Kafkasya’daki İngiliz kuvvetleri tarafından tasfiye edildi.

Çanakkale Cephesi[değiştir | kaynağı değiştir]

İstanbul’u bir deniz harekâtıyla ele geçirerek Osmanlı İmparatorluğu’nu saf dışı bırakmak ve zor durumda olan Rusya’ya güneyden yardım ulaştırmak projesi savaşın ilk aylarında İngiltere Donanma Bakanı Winston Churchill ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Lord Fisher tarafından ortaya atıldı. Savaşın Alman cephesinde kazanılacağına inanan Kara Kuvvetleri Komutanı Lord Kitchener bu projeye karşı çıktı.

Alman Genel Karargâhı Çanakkale’den gelebilecek tehlikeyi sezerek Çanakkale istihkâmlarının güçlendirilmesine ve boğazın mayınlanmasına karar verdi. Albay Wehrle komutasındaki bir alay bu işle görevlendirildi.

18 Mart 1915’te Fransız ve İngiliz donanmalarından oluşan bir filo Çanakkale Boğazı’nı geçmeye teşebbüs etti, ancak ağır topçu ateşi ve mayın patlamaları sonucunda ilerleyemeyerek geri çekildi.

24 Mart’ta İstanbul’daki Alman Askeri Heyeti’nin başı olan Mareşal Liman von Sanders Çanakkale’nin karadan savunmasıyla görevlendirilen 5. Ordu komutanlığına getirildi. 25 Nisan’da İngiliz, Fransız ve Anzac (Avustralya-Yeni Zelanda Gönüllü Kolordusu) birlikleri Çanakkale Boğazı civarında üç noktada karaya çıktılar. Ancak şiddetli Türk direnişi karşısında ilerleyemeyerek sahil hattındaki dar bir alana sıkıştılar.

Ağustos başında Gelibolu Yarımadası’nın kuzeyine yapılan ikinci müttefik çıkarması da Anafartalar Muharebeleri ile durduruldu. Düşman askeri 8-9 Aralık 1915 gecesi Gelibolu yarımadasını deniz yoluyla tahliye etti.

Çanakkale Savaşına kaymakam (yarbay) rütbesiyle katılan Mustafa Kemâl Bey, büyük yararlıklar göstererek albaylığa yükseltildi.

Irak Cephesi[değiştir | kaynağı değiştir]

İngilizler, Osmanlıların Hindistan sömürgelerini ele geçirme riski olduğundan bu cepheyi açtı. Ayrıca Osmanlıların Musul ve Kerkük petrol hatlarını İngilizler önemli görüyordu.

Şatt-ül Arap Nehri üzerindeki Abadan’da İngiliz petrol tesislerini koruma altına almak amacıyla 7 Kasım 1914’te İngilizler (nehrin Osmanlı yakasında bulunan) Fao Adası’na asker çıkardılar. 21 Kasım’da Basra İngilizlerin eline geçti.

1915’te İttihat ve Terakki fedaisi ve Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olan binbaşı Süleyman Askerî Bey komutasında düzensiz bir birlik İngiliz kuvvetlerine karşı akınlar ve sabotaj eylemleri düzenledi. Bunun üzerine Mayıs ayında General Townshend kumandasındaki İngiliz ordusu Bağdat’ı ele geçirmek üzere hareket etti. 24 Temmuz’da Nasıriye, 29 Eylül’de Kut-ül Amare düştü. 22 Kasım’da Selmanpak Muharebesi‘nde Mareşal von der Goltz komutasındaki Türk ordusu bir zafer kazandı; Kut’ül Ammare Kuşatması‘na daha fazla dayanamayan General Townshend komutasındaki İngiliz Ordusu 29 Nisan 1916’da teslim oldu.

1917’de Irak’taki Türk kuvvetlerinin İran’a sevk edilmesi üzerine tekrar harekete geçen İngilizler 11 Mart 1917’de Bağdat’ı ele geçirdi. Bunu izleyen aylarda Musul hariç Kuzey Irak’ın büyük bir kısmı İngilizlerin eline geçti.

Sina ve Filistin Cephesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Cemal Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu, İngiliz idaresinde olan Mısır’ı fethetmek amacıyla 28 Ocak 1915’te Süveyş Kanalı’na saldırdı. Saldırı hezimetle sonuçlandı.

27 Temmuz 1916’da Albay von Kress kumandasında 4. Ordu’nun giriştiği İkinci Kanal Seferi de yenilgiyle sona erdi. Bu olay üzerine İngiliz ordusunun generali Edmund Allenby Mısır’a gönderilerek, bir karşı saldırı için hazırlıklara başladı. Allenby’nin hazırlıkları çerçevesinde, daha önce Suriye ve Filistin’de kazılara katılmış olan Oxford‘lu arkeolog ve sanat tarihçisi T. E. Lawrence, Osmanlı idaresine karşı bir Arap İsyanı örgütlemekle görevlendirildi.

27 Haziran 1916’da Mekke Şerifi Hüseyin Osmanlılara karşı isyan ederek Hicaz Krallığı‘nı ilan etti. Ürdün, Suriye ve Filistin Araplarının büyük bir kısmı açık veya gizli şekilde Hüseyin ve oğulları Faysal ve Abdullah’ın isyanına katıldı.

Yıldırım Orduları Kumandanı Alman Mareşal Otto Liman von Sanders 1918 yılının Mart ayında Osmanlı 7. ve 8. ordularının durumunu anılarında anlatır. Orduda Cephane, ayakkabı, yazlık giysi yoktu. Topçu bataryaları atacak mermi bile bulamıyordu. Askerler, kışlık yün giysiler ile 55-60 derece sıcakta ayakkabısız olarak savaşıyordu. Cephe gerisinde ihtiyat birlikleri yoktu onun yerine 200 km uzunluğunda bir boşluk vardı. Atlar ve yük taşıyan hayvanlara bile birkaç aydan beri ne yeterli yiyecek ne de su veriliyordu.[3] 8 Mart 1917’de İngiliz kuvvetleri Gazze‘de saldırıya geçerek stratejik Han Yunus mevkiini işgal etti. 6 Kasım 1917’deki Üçüncü Gazze savaşı’nda kesin bir üstünlük elde eden İngilizler, 17 Kasım’da Yafa’yı (bugünkü Tel-Aviv), 9 Aralık’ta da Kudüs‘ü ele geçirdiler. 21 Şubat 1918’de Eriha düştü. Bunu izleyen aylar, Şeria cephesinde sonuçsuz çarpışmalarla geçti.

I. Dünya Savaşı‘nın Osmanlı bozgunuyla sonuçlanmasına ve Suriye’nin elden çıkmasına yol açan son karşılaşma 19 Eylül 1918’de başladı. Bu tarihte Nablus yakınında aniden saldırıya geçen İngiliz kuvvetleri, Mecidiye/Megiddo Meydan Muharebesi‘nde Mareşal Liman von Sanders komutasındaki Türk ordular grubunu kesin bir yenilgiye uğrattı. Muharebede, 5 İngiliz ve 1 Fransız tümeninde toplam 50.000 kişiden oluşan düşman kuvvetleri iki Osmanlı ordusunu tümüyle dağıtarak büyük bir kısmını esir aldı. 21 Eylül’de düşman eline geçen Nasıra‘da 18.000 asker esir düştü. 22 Eylül’de yerli halkın ayaklanarak Türk karargâhına saldırdığı Şam, 1 Ekim’da İngiliz işgaline girdi. 23 Eylül 1918’de istifa eden Liman von Sanders’in yerine, Yaver-i Fahri Hazret-i Şehriyari unvanı da verilen Mirliva Mustafa Kemal Paşa atandı. 6 Ekim’de Humus, 27 Ekim’de Halep şehirleri de İngiliz kuvvetleri tarafından işgal edildi.

Hicaz-Yemen Cephesi[değiştir | kaynağı değiştir]

I. Dünya Savaşı boyunca Osmanlı İmparatorluğu 4 Tümenlik bir kuvvetle Arabistan‘daki kutsal İslam şehirlerini korumaya çalıştı. 7. Kolordu’nun birer tümeni Hicaz, Asir, San’a ve Hudeybe‘de konuşlandırılmıştı. Uzaklık sebebiyle bu tümenlere yeni asker, malzeme ve silah desteği sağlanamıyordu. 1916 yılında İngilizlerin kışkırtmasıyla, Araplar kendilerini koruyan Osmanlı Kuvvetlerine karşı ayaklandı. Mekke Emiri Şerif Hüseyin, bağımsızlığını ilan etti. Yemen‘de İmam Yahya Osmanlılara bağlı kalırken Asir’de Seyyid İdris de ayaklanmaya katıldı. 1917 Şubatında Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığı‘na atanmak üzere, Şam‘a gelen Mustafa Kemal Paşa, Hicaz’ın boşuna savunulmayıp boşaltılmasını istedi. Manevi sebeplerden dolayı bu istek Fahrettin Pasa tarafından uygulanmadı. Komutanlık ataması da yapılmadı. Bin bir güçlükle Medine‘yi, Yemen’i, Asir’in kuzeyini I. Dünya Savaşı sonuna kadar savunan 7. Kolordu Mondros Mütarekesi‘nden bir müddet sonra, 23 Ocak 1919’da teslim oldu.

Osmanlı Devleti’nin savaştan çekilmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı Devleti Brest-Litovsk Antlaşması ile doğudaki topraklarını kurtardı. Kafkasya‘da Ermenilerin, Gürcülerin ve Azerbaycan Türklerinin Bolşevik rejimi tanımayarak bağımsızlıklarını ilan etmeleri üzerine, Kafkasya’ya doğru harekete geçildi. Enver Paşa, buralar alındıktan sonra Türkistan‘a sarkarak Ortak Asya Türklerini de İmparatorluk içine katarak bir Pan-Türk Birliği kurmak istiyordu. 1918 Eylülünde Türk Kuvvetleri Bakü‘ye girdi. Buradan daha öteye gidilirken, Osmanlı Devleti, batıdan İstanbul’a saldırılacağı için, 30 Ekim 1918’de mütareke imzalamak zorunda kaldı.[4]

Osmanlı Devleti Kafkas cephesinde ilerlerken, Filistin ve Irak cephelerinde durumu kötüleşmekteydi. İngilizlerin 40.000 kişilik Türk kuvvetine karşı 200.000 kişilik bir kuvvetle yaptıkları taarruzlar sonunda, Eylül ve Ekim aylarında Amman, Beyrut ve Şam’ı aldılar. Filistin cephesindeki başarılar üzerine, Irak cephesinde bulunan İngiliz kuvvetleri de Musul’u almak üzere harekete geçti ve Mondros mütarekesinden 6 gün sonra, 5 Kasım 1918 de Musul’a girdiler. Filistin ve Irak cephelerindeki yenilgiler üzerine, 1918 Şubatında sadarete gelmiş bulunan Talat Paşa kabinesi Ekim ayında istifa etti. İttihad ve Terakki‘nin on yıllık iktidarı bu şekilde sona erdi. Yeni kabineyi İzzet Paşa kurdu. Bulgaristan’ın savaştan çekilmesi üzerine İngiliz ve Fransızlar Trakya‘da 7 tümenlik bir kuvvet kurup, İstanbul ve Boğazlar üzerine harekete hazırlanmaya başlamıştı. Güney cephesinden de olumsuz haberler gelince, İzzet Paşa hemen mütareke yapmak istedi.[4]

Savaşın sonucu[değiştir | kaynağı değiştir]

Cepheden gelen bozgun haberleri üzerine 5 Ekim’de Talat Paşa hükûmeti Wilson Prensipleri çerçevesinde ateşkes isteminde bulundu. 8 Ekim’de İttihat ve Terakki hükûmeti istifa etti. 14 Ekim’de Ferik (general) Ahmet İzzet Paşa yönetiminde “partilerüstü” geçiş hükûmeti kuruldu. 24 Ekim’de İngiltere ateşkes teklifini kabul ederek bir Türk murahhasının Limni Adası’ndaki Mondros (Moudros) limanına gönderilmesini önerdi. Mondros’a giden eski Bahriye Nazırı Rauf Bey 30 Ekim’de savaşın fiili bölümünü sona erdiren Mondros Mütarekesi‘ni imzaladı.

Türkiye ile İngiltere, Rusya, Fransa, İtalya ve diğer İtilaf Devletleri arasındaki savaş hali ancak 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile sona erdi.

Not[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.