Home / Gündem / Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'dörtlü zirve' açıklaması

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'dörtlü zirve' açıklaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan ziyareti dönüşünde medya mensuplarının sorularını yanıtladı, gündemi değerlendirdi.

Azerbaycan’la Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin 8’incisini gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, ‘tek millet, iki devlet’ ilkesine dayanan ilişkilerin, Azerbaycan’la her geçen gün daha da güçlendiğini ve ortak açıklama dahil toplam 14 anlaşma imzaladıklarını söyledi.

Erdoğan, “2019’da ticaretimiz yaklaşık 4,5 milyar doları buldu. 2023 hedefimiz 15 milyar dolar. İmzaladığımız Tercihli Ticaret Anlaşmasıyla bu hedefe hızla ulaşacağımıza inanıyoruz.” dedi.

“Azerbaycan’ın yanındayız, işgal altındaki topraklar artık özgürlüğüne kavuşmalı”

Azerbaycan’la Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu ve TANAP gibi büyük projelere imza attıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Karşılıklı yatırımlarımız her gün artıyor, savunma sanayi alanında da güçlü bir iş birliğimiz var. Bölgesel konularda da Azerbaycan’la tam bir dayanışma içindeyiz Yukarı Karabağ konusunda Azerbaycan’ın yanındayız, işgal altındaki topraklar artık özgürlüğüne kavuşmalı ve bölgeye barış, istikrar gelmelidir. Malum Minsk Süreci bir oyalama olarak 25 yıldır yaklaşık devam ediyor. Bu oyalama taktiğiyle ne Amerika, ne Rusya bu işi çözmemiştir, çözememiştir, hala bu süreç devam etmektedir. Tabii Minsk üçlüsü şu ana kadar bir çözüm üretemediği gibi ikili yapılan görüşmelerde de maalesef hiçbir netice çıkmamıştır.”

“A Milli Futbol Takımımızı inşallah izlemeye Bakü’ye geleceğiz”

Erdoğan, “Azerbaycan’la Ermeni iddiaları, İslam düşmanlığı ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele konularında da birlikte çalışıyoruz. Kültürel konularda aynı tarihi paylaşan aynı havayı teneffüs eden bir milletiz Haziran ayında 2020 Avrupa Şampiyonası kapsamında bildiğiniz gibi A Milli Futbol Takımımızı inşallah izlemeye Bakü’ye geleceğiz. İlk maçını Roma’da oynayacak olan A Milli Futbol Takımımız diğer iki maçını da Bakü’de oynayacak.” dedi.

Son olarak Hocalı katliamını tekrar lanetlediğini dile getiren Erdoğan, “1992’de yaşanan bu elim hadisede malum 613 kardeşimiz şehit edilmişti. Hepsine Allah’tan rahmet diliyorum.” İfadelerini kullandı.

“Doğalgazda Nahçıvan’ı iki yönlü güçlendirelim istedik”

Azerbaycan’la yaptıkları görüşmenin hassas olan başka bazı önemli yönlerinin de olduğunu belirten Erdoğan, “Bunlardan bir tanesi Nahçıvan. Türkiye arasındaki doğal gaz hattının talimatlarını verdik, süratle gerçekleştirmek. 60 kilometre bizim Iğdır’dan sınıra, 60 kilometre de Nahçıvan merkezden sınıra, 160 kilometre ve süratle bunu bitirmek suretiyle doğalgazda Nahçıvan’ı iki yönlü güçlendirelim istedik. Normalde İran’dan doğalgaz ihtiyacını karşılayan Nahçıvan’a böylece bizden de alternatif bir imkan gitmiş olacak.” dedi.

“14 imzanın içinde bir de Nahçıvan-Kars arasındaki demiryolu olayı var”

Erdoğan, “Tabii bir diğer adım yine 14 imzanın içinde bir de Nahçıvan-Kars arasındaki demiryolu olayı var. Bu da tabii Nahçıvan’ın daha özerk bir yapıya kavuşmasını güçlendirecek olan bir adım olacak. Bunun da talimatlarını ilgili arkadaşlarımıza vermiş olduk. Bu anlaşmayı imzalayarak süreci başlatmış oluyoruz. Rabbim bunun da inşallah sonunu hayır etsin diyoruz.” ifadelerini kullandı.

Siyasi noktada Türkiye-Azerbaycan arasında herhangi bir sıkıntının söz konusu olmadığını ifade eden Erdoğan, “Her zaman birbirinin mütemmimi iki ülke konumundayız. Askeri olarak dayanışmamız devam ediyor, eğitim konusunda bu dayanışma sürekli zaten var ve Efes tatbikatına kendilerini davet ettik, buna da gelecekler. Bunun dışında yine aramızdaki eğitim-öğretim dayanışması, devam ediyor. FETÖ ile mücadele konusunda gerekli olan desteği başından itibaren verdiler.” dedi.

Erdoğan, “Geçirdikleri seçim sebebiyle de kendilerini kutladık ve bu yeni süreçte de başlattıkları reformun artarak, güçlenerek devamını temenni ettik.” diye konuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

“Reform sürecinin artarak, güçlenerek devam edeceğine inanıyorum”

Baba Haydar Aliyev döneminde de Azerbaycan’a gelmiştim, bir de devrimin hemen ertesinde. O zaman Erbakan hocamızla beraber gelmiştim. Erbakan hocamızla beraber geldiğimiz yıl 1992 idi. Geldiğimizde market olarak bildiğimiz alışveriş merkezi olarak bildiğimiz yerlerde, vitrinlerde pek bir şey göremezdiniz.

Vitrinde bir şey varsa hemen oradaki bayan ne istediğiniz sorar veya vitrinde gösterdiğiniz şeyin eğer bir ikincisi yoksa o ‘Dur’ der, arkaya geçer arkadan artık ortak depoları var neyse oradan alır gelirdi. Yani ciddi manada sıkıntının olduğu bir dönemdi ve bu sıkıntının olduğu dönem çok çok farklıydı.  Haydar Aliyev döneminden geçilen bir geçiş süreci var.

Ondan sonra, İlham Aliyev kardeşimizle de devam eden bir süreç var. Bu caddeler yollar, bütün bu gördüğünüz sanat eserleri, havaalanı bunların hiçbiri yoktu. Şimdi o günü görmeden bugünü tanımlamak mümkün değil. Bu reform sürecinin, değişim dönüşüm sürecinin başlaması İlham Aliyev’in kendisiyledir.

Tüm bununla beraber de tabii çok ciddi manada özellikle savunmada sıkıntılar var. Ermenistan’la olan sıkıntılar öyle rastgele değil. Şu anda çok ciddi manada bir gelişmenin olduğunu doğrusu burada görüyorum. Hatta hatta petrol kuyularının olduğu manzaraları biliyorum ama şimdi bu işler artık Petrolün çıkarıldığı alanlarla doğalgazın çıkarıldığı alanlarla artık çok farklı bir konuma gelmiş durumda. Dolayısıyla hakkını teslim etmek lazım bu reform sürecinin ben burada artarak güçlenerek devam edeceğine inanıyorum.

İdlib konusundaki dörtlü zirve

Bu dörtlü zirve konusunda şu anda kesin değil dersem daha yeridir. Çünkü biz bunu ikimiz beraber yapsak daha isabetli olduğu gibi bir teklif getirince Sayın Putin ben dedim ki yani bu da olabilir dörtlü de olursa bu da olabilir ama şu anda İdlib’de bizim ikimizin kararı çok büyük önem arz ediyor. Tarih konusunda hemen hemen mutabık sayılırız yani 5 Mart itibarıyla.

Yeri itibarıyla büyük ihtimalle İstanbul olacak. Bu arada ikili dörtlü meselesini yine görüşmelerle devam ettireceğiz. Moskova’ya giden heyetimiz ile Ankara’ya gelen Rus heyet arasında Ankara’da görüşmeler yapılıyor. Bu heyetler arası görüşmenin neticesine göre de biz tekrar telefon diplomasisini devam ettireceğiz.

“Bu kuşatmaya müsaade edemeyiz”

Bizim Şubat sonu tabirimiz tamimiyle bizim gözlem noktalarımız ile alakalıdır. Çünkü gözetleme noktalarımıza yönelik bir kuşatma söz konusu ve bu kuşatmaya müsaade edemeyiz. Bunların geri çekilmesinin gereğini biz kendimiz uyguladık. Bu arada da gözetleme kulelerimizi tahkim ettik, tahkim etmeye de devam ediyoruz. Buradan bu unsurların güneye çekilmelerini söyledik. Çekilmemeleri halinde gereğini yaparız dedik.

“Bu konuda taviz vermemiz mümkün değil”

Soçi mutabakatı bu konuda neye amir ise biz gereğini istiyoruz. Bunun gereğinin yerine getirilmesi lazım ve bu konuda taviz vermemiz mümkün değil. Tabi bunlar ikide bir şöyle bir yanlış yapıyorlar, burası Türkiye’nin girmesi halinde bir işgaldir. Biz ne diyoruz onlara biz burada ‘Adana Mutabakatı’ ile varız. Peki Adana Mutabakatında süreç nedir siz terör örgütlerini kaçtıkları yere kadar kovalarsınız. Yaptığımız budur ve şu anda bizde terör örgütlerini kovalıyoruz.

Bu kah PKK’dır, YPG’dir, PYD’dir. Bunlarla meşgulüz. Çünkü ne Amerika ne de Rusya terör örgütleri konusunda, bize verdikleri sözü yerine getirmediler. O zaman tabi iş başa düştü. Şimdi biz bunu da yerine getirmek zorundayız. Onun içinde bunu kovalıyoruz.

“Konumumuzu Adana Mutabakatından icazet alarak yerine getirdik”

Burada ki konumumuzu biz Adana Mutabakatından icazet alarak yerine getirdik ve yerine de getiriyoruz. Tabi Türkiye’nin oradaki varlığına dönük birilerinin işgalci ifadesini kullanması var. Türkiye burada işgalci değildir, Türkiye burada 911 km sınırı olan bir ülkedir. Tam aksine burayla uzaktan yakından alakası olmayanların katil Esed çağırdı diye buraya gelmeleri düşündürücüdür. Onları Suriye halkı çağırmıyor. Bizi ise Suriye halkı çağırdı ve onların daveti ile oradayız. Eğer bugün Suriye halkı sokaklara dökülüp, Türk bayrakları ile Suriye bayrakları ile beraber koşturuyorsa bunun bir anlamı var demektir. Bunlarla görüşmeler yapıldığı anda bağrına basacakları tek millet Türk milletidir. Çünkü bizim değerlerimiz ile onların değerleri örtüşüyor.

Biz orada sömürü için yokuz, biz orada işgal için yokuz. Biliyorlar ki Türkiye burada sadece Suriye halkının kurtuluşu için var. Oralara bomba yağdıranlar asgarisinden söylüyorum; bir araştırın bakın tek bir çadır kurmuşlar mı? Varil bombalarından kaçan 4 milyona Suriye vatandaşı nereye geldi? Türkiye’ye geldi. Peki bu vatandaşlar Türkiye’ye iltica ettikleri zaman mülteciler olarak, bunları kim bağrına bastı? Biz bastık. Konteyner kentleri biz kurduk, çadır kentlerini biz kurduk, her şeyi ile bakımlarını yaptık. Yedirdik, içirdik, sağlık hizmetlerini verdik, okuttuk, tüm unsurlarını biz sağladık.

“25-30 metrekarelik briket barakaları yapmaya devam ediyoruz”

Şimdi durum daha farklı, şimdi durum felaket o ufacık çocukların çamur deryalarının içerisinde bu karda, soğukta nasıl çırpındıklarını görüyorsunuz. Bu insanların şu anda başlarını sokacakları yerleri dahi yok. Bu insanları çadırlara bile yerleştirseniz yeter mi? Yetmez.

Şu anda biz AFAD’ımızla, Kızılay’ımızla hemen yoğun şekilde briket barınaklar yapmaya başladık. Bu barakalar ile ilgili de batılara dedik ki siz de bir şeyler yapın, siz de destek verin. Sayın Merkel’e söyledim, kendisi de bana 25 milyon euro dedi, bunu nasıl ulaştıracaksın deyince Kızılhaç vasıtasıyla dendi. Kendisi ile son görüşmemiz de hala bu para yok dedik. Bu para önce Birleşmiş Milletler Mülteciler Komiserliğine gidecekmiş, ondan sonra onlar onay verirse Kızılay’a gelecekmiş. Ben Kızılay’ı arıyorum,  Kızılay diyor ki maalesef hala onay vermediler.

 Zaten bu para Almanya’dan da bu para henüz çıkmış değil. Merkel ile yaptığımız görüşmede  ‘para hazır, her an oraya gönderebiliriz’ diyor. Bu nasıl hazır? Millet orada karda, çamurda, soğukta donuyor, bunlar hala 25 milyon eurocuk gönderecekler. Biz şuan da 25-30 metrekarelik briket barakaları yapmaya devam ediyoruz. Bunları bekleyecek olursak zaten ölürsün. Hani gripten ölenler var ya bu da bir ha keza korona virüsü. Biz yoğun şekilde adeta ATME kamplarının çok daha büyüğünü Suriye topraklarına yapıyoruz. Bizim sınırdan 25- 30 km derinliğe kadar oralarda inşaatlarımız devam ediyor.

“Amerika’nın bize vereceği Patriot yok”

Amerika’nın bir destek sözü Sayın Trump ile görüştüğümde vardı. Henüz bir destek geldi mi? Henüz bir destek söz konusu değil.  Görünen o ki bu ara bir daha görüşmemiz gerecek, ilgili arkadaşlarımız da muhatapları ile görüşmeler yapacak. Patriot meselesine gelince,  ben çok net olarak söyleyeyim, şu anda Amerika’nın bize vereceği Patriot yok. Biz teklifimizi yaptık. Eğer bize Patriot gönderecekseniz, biz sizden de Patriot alabiliriz dedik ama şu anda benim aldığım istihbarata göre verebilecekleri bir Patriot yok. Ellerinde böyle bir şey yok. Verecekseniz verin, Kongreden bunun iznini ben almayacağım, siz alacaksınız. Şimdi bizde sadece İspanya malum Patriotu var, bunun dışında da böyle bir şey söz konusu değil. Bizim tabi her görüşmemizde Patriot meselesi söz konusu oluyor.

Almanya’da gerçekleştirilen ırkçı saldırı

Bu konu ile alakalı gerek dışişleri bakanımız, gerek bizler görüştüğümüz liderle ile konuyu hemen gündeme getiriyoruz, önlerine koyuyoruz ama maalesef duyarlı değiller. İşte en son Çorum ve Ağrı ile alakalı oradaki kardeşlerimizin şehit haberi geldi, cenazeleri geldi.  O merhumlar ile ilgili görevler icra edildi.

Çorum’lu evladımızın annesi ve babasıyla bir görüşmem oldu. Tabi yaralı olanlar var onlardan da bir iki tanesinin ailesiyle görüşmemiz oldu. Allah tabi sabırlar versin ancak görüldüğü gibi 11 kişinin 11’i de Müslüman, 5 tanesi Türk. Böyle bir durum ile karşı karşıya kaldık. Gerek uluslararası alandan, gerekse Sayın Merkel aradı baş sağlığı diledi. Tamam dedik ama ağız bal bal demekle tatlanmıyor. Burada hüznünüzü paylaşıyoruz demekle bu iş olmuyor. Nitekim polisinizin duyarsızlıklarının tespitleri var. Bunların hepsi önümüzde. Bunları nasıl telafi edeceksiniz?

“Belçika adeta bu işin merkezi”

Bu ırkçılık, bu din düşmanlığı nereye kadar devam edecek? Yani bir dükkan Müslüman ise oraya saldırı oluyor. Aynı şekilde İngiltere’de camimize saldırdılar. Bunlar sadece bir yerde olmuyor. Almanya’sında, İngiltere’sinde, Fransa’sında oluyor. Belçika adeta bu işin merkezi ama bunların hiç birisi terör örgütlerine karşı olmuyor. Bu bir şeyin boyutunu gösteriyor.  Fransa’da zaten Macron son zamanlardaki açıklamaları ile adeta davetiye çıkartıyor.

İşte, Fransızca öğretmenlerinin Türkiye’den gelip gelmemesi gibi konulardan başlayarak tahrik ediyor. Sen onu yaparsan biz de başka şeyler yapacağız. Nedir başka şeyler yapmak? Biz de kalkıp da Fransızca öğretmenleri, Fransa’dan getirecek halimiz yok. Biz de Türkiye’de yetişmiş olanlarla bu işi çözmenin yoluna gideceğiz.

FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmaları

Bu konular ile alakalı HTS kayıtlarının zamanlamaları çok önemli. Konseyin şu anda içinde olup dedikoduları yapılanlarla alakalı zannediyorum bu kayıtlar ortaya döküldüğünde Türkiye’de çok daha farklı bir hava eser ve esecektir. Bunun için bizim de biraz sabırlı olmamız gerekiyor. Bu adımlar da atılacaktır. Böyle şu anda bazı şeyler açıklanmıyor diye her taraf süt limandır zannedilmesin. Açıklandığı anda zaten artık kel görünecektir.

“Terbiyesizlik yapmadan, dürüstçe haber yapılmalı”

Bu ülke bir hukuk devleti ise terbiyesizlik yapmadan, dürüstçe haber yapılmalı. Bu yalan haberde benim ilçem Rize, Güneysu’da inşa edilen bir HES ile alakalı. HES projesini orada uygulayan AK Partili 2-3 kişi bu projeyi hayata geçiriyorlar. Bu malum kanalın kameramanları oraya gitmişler. Malum aşırı ucun avukatlarından bir avukat hep beraber orada AK Partili birkaç kişiyi onları da orada konuşturmak sureti ile tezgaha düşürüyorlar.

‘Ne diyorsun, onlar oy zamanı kapımızı çalarlar, bunu yaparken bize mi sordular gibi’ söylemler. Ben kaymakamı aradım. Bunun ruhsatı var mı dedim. Kaymakam bey dedi ki ruhsatı her şeyi var. Bunların derdi bu niye bize sorulmadan başladı. Ondan sonra belediye başkanının aradım ki orası belediyenin de tasarrufunda değil. Başkan da, ‘ruhsatları her şeyleri var ama dert başka’ dedi. Bunları yapan kim? Rize merkezden de solculuğu ile meşhur olan avukat ve malum TV beraberce tezgahı kurup oradan güya bize kan kaybettirecekler.

“Dert başka”

Zaten Güneysu’da tamamı 5 bin nüfus var. İş tamamen ayağa düşmüş vaziyette ama bunların işi gücü bu değil ki. Tamamen değişik bir yalan uydurmak sureti ile acaba biz ülke genelinde ki meşruiyetimizi nasıl kazanabiliriz? Buna karşı tabi ben kaymakam ve belediye başkanını dinledikten sonra arkadaşlarımıza dedim siz yine de bir araya gelin durumu değerlendirin. Adamlar HES ile ilgili boruları almışlar, işlemlere başlamışlar ondan sonra üstüne yol geçecek, türbini sipariş etmişler.  Şimdi bunların vatanseverlik diye bir şey olabilir mi? Burada olsa olsa tek sıkıntı su debisi nedir, noktasında bu HES hakikaten su debisini azaltacaksa o zaman DSİ buna neden müsaade etmiş, ayrı bir konu bu tartışılır. Fakat dert bu değil, dert başka.

“Biz o çukura düşmeyiz, o onlara kalsın”

Şimdi bu ara yeni yeni terör örgütleri çıkıyor, garip garip terör örgütleri çıkıyor.

Bir ara Bay Kemal çıktı başladı “şu tv, şu gazete, şöyle yapacağız, böyle yapacağız.” Bay Kemal’in yanındaki bir kişi de çıktı başladı, “biz onları şöyle asacağız, böyle keseceğiz, bunlara hayat hakkı tanımayacağız” filan. Hatırlayın… Şimdi bizden de aynı şeyi bekliyorlar. Tabi biz o çukura düşmeyiz, o onlara kalsın ama ne yazık ki o televizyon kanalının malum geçmişteki patronu belli, şu anda da malum.

Onun için de bizim bunlara karşı boşluklar ne ise o boşlukları yine doldurmaya çalışacağız. Ama mücadelemiz devam edecek. Biz işimize bakacağız. Onlar iftira atmaya devam etsinler ve bizim karşımızda Allah’ın izniyle tutunamayacaklar. Çünkü biz hak yoldayız, doğru yoldayız, hizmet yolundayız, buna devam edeceğiz.

SGK emeklilik ikramiyesinin kaldırılacağı iddiaları

Ne onun kaldırılması var, ne ikramiyelerin kaldırılması var. Öyle bir şey yok. Kaldıracaksak bunu benim anons etmem lazım, hükümet sözcüsünün anons etmesi lazım veya cumhurbaşkanı sözcüsünün etmesi lazım. Böyle bir sahtekarlık olur mu? Bunu ortaya atanların derdi başka. Şuan da yargı paketi üzerinde ki çalışmalar yoğun şekilde devam ediyor. İnşallah meclisteki komisyonlarda çalışmalar bittiği anda o da gelecek. 

“Kılıçdaroğlu’nun ‘yakında iktidar oluyoruz’ açıklaması

Aç tavuk kendini buğday ambarında zannedermiş. Başka bir şeye gerek var mı? 50 yıl, 60 yıl oldu hep böyle söylediler. Maalesef yalandan başka hiçbir sermayeleri yok. Şimdi hepsi bir araya gelecekler. Bizim Erbakan hocanın bir lafı var derdi ki “40 çürük yumurtadan bir sağlam yumurta olmaz.” Bunların hepsi çürük yumurta ya bunlardan bir sağlam yumurta olmaz. Hepsi bir araya gelsin, topu bir araya gelsin bunlardan bir şey olmaz.

“Yeni yeni dosyalar her an gelebilir”

Durmadan genel başkan değişir mi ya durmadan genel başkanları değişiyor, biri gidiyor biri geliyor filan bitmedi bundan sonra da olur çok kısa zaman içerisinde çünkü bunların yargı ile olan süreçleri çok yoğun işleyecek, yeni yeni dosyalar her an gelebilir. Cumhurbaşkanı niye bunu söyledi demeyin. Gelebilir, çünkü her şey ortada. Yaptıkları her şey suç.

“Bizim partilerimizde niçin bunlar olmaz?”

HDP bir kongre yapıyor, sonunda bölücü terör örgütü elebaşı ile alakalı oraya bir gündem olmuş. 13 kişi konu ile ilgili gözaltına alınmış. Niye gözaltına aldılar? Bununla birlikte büyük ihtimalle soruşturma da açılacak. Niye müsaade ettin? Siz parti olduğunuzu söylüyorsunuz da biz değil miyiz? Bizim partilerimizde niçin bunlar olmaz? Burası hukuk devleti ise sen bu ülkedeki hukukun bütün gereklerine uyacaksın. Uymazsan uydururlar. Bu iş böyle.

“(Osman Kavala) Bu zatın bir defa o terör örgütleri ile beraber görüntüleri var”

Bunlar daha çok gündeme getirilmeli. Benim polisime katil demenin bedelini kim ödeyecek? O günlerin bütün çekimleri yok mu? Var. Bu zatın bir defa o terör örgütleri ile beraber görüntüleri var. İşin içinde aktör ve bu aktör ile ilgili olanlar bitenler ortada. Ben burada ister istemez topu yargıya atacağım. Yargı hala “Gezi ile bunun alakası yok” diyorsa kusura bakmasınlar, ortada bir gerçek var. Benim polisime katil diyor. Bu polis kimin polisi? Bütün bu olaylar böyle cereyan eder de yargı bunun karşısında sessiz kalırsa teröristler o zaman elini kolunu sallayarak Selim Kiraz kardeşimizin odasına girer ve onu orada şehit eder.

“Gezi bu ülkeye bir ihanet olayıdır”

Burada bizim tutarlı ve duyarlı olmamız lazım. Bu öyle noktaya gider ki, o noktada güvenlik adeta kendisinden endişe eder hale gelir. “Ne olacak? Elini kolunu sallayarak devam ediyor” denir. Bence bütün medyanın bu konuda üzerine düşen görevi yapması lazım. Ben bunun suç duyurusunu şu anda yapıyorum. Adamın çok zengin olmasının, zengin sosyalist olmasının onu kurtarmaya yetmemesi lazım. Çünkü Gezi bu ülkeye bir ihanet olayıdır. Bu vatana ihanet olayıdır.

Bunu en kritik anda yaşayan şahsımdır. Zira Dolmabahçe’deki ofisimizin girmeye çalıştılar ve ofisin karşısına çok çirkin adice sloganlar yazdılar. Bezmialem Valide Sultan Camiini 3 gün işgal ettiler. İçeriden bira kutuları çıktı. Kimsenin umurunda değil. İlla silah mı olması lazım? Bunlar bir şekilde girecekler ve ondan sonra da elini kolunu sallayarak devam edecekler? Şimdi kim bunların arkasında olanlar? Daha neler var bunların arkasında.

Check Also

Kılıçdaroğlu, Ömer Döngeloğlu'nun ailesine taziyelerini iletti

CHP’den yapılan açıklamaya göre, Kılıçdaroğlu, COVID-19 nedeniyle yaşamını yitiren ilahiyatçı-yazar Döngeloğlu’nun ailesini telefonla aradı. Ömer …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir