Home / Kültür Sanat / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

“Avrupa’dan gelen bir vatandaşımızda koronavirüs tespit edildi”

Sözlerimin hemen başında dün gece Sağlık Bakanımız tarafından yapılan Corona virüsü açıklamasına temas etmek istiyorum. Avrupa’dan gelen bir vatandaşımızda tetkikler sonucunda koronavirüs tespit edildi. Genel sağlık durumu iyi olan bu vatandaşımızın bu vatandaşımızın tedavisi sürüyor. Ailesi ve yakın çevresi de şu anda izlemeye alınmış durumda.

“Bu virüsten korunmanın ilk şartı temizliktir”

Avrupa kaynaklı şimdilik tek bir örnekten ibarettir. Nitekim yarın da dar çerçeve bir toplantıyı bakanlarımız ve ilgili kurumlarımızla başkanlığımda yapacağız. Vatandaşlarımızdan ricam, sağlık personelinin bu konudaki ikazlarına uymalarıdır. Bu virüsten korunmanın ilk şartı temizliktir. Biz de geçtiğimiz Cuma gününden beri tokalaşmayı, kucaklaşmayı kesip uzaktan selamlaşma yöntemine geçerek üzerimize düşenleri gerçekleştirme gayretindeyiz. Türkiye inşallah bu sıkıntıyı herhangi bir kayıp vermeden atlatacaktır. Hiçbir virüs bizim tedbirlerimizden daha güçlü değildir. Özellikle yaşlılarımızın ve bünyesi zayıf vatandaşlarımızın kalabalık yerlerden uzak durması gerekiyor.

“Moskova’dan İdlib’de yaşanan krizi bir süre için engelleyen bir sonuçla döndük”

Son grup toplantımızdan bugüne kadar geçen bir haftalık sürede, çok önemli gelişmeleri hep birlikte yaşadık. Perşembe günü gittiğimiz Moskova’dan, Rusya ile İdlib’de yaşanan krizi, ateşkesin de dahil olduğu bir dizi tedbirle, en azından bir süre için engelleyen bir sonuçla döndük.

Türkiye’nin İdlib’de bir ay boyunca fiilen yürüttüğü operasyonlar ve başlattığı Bahar Kalkanı Harekatı, sınırlarımıza dayanan tehditlerin önüne geçme kararlılığımızın bir ifadesidir.

Harekata katılan tüm askerlerimizin alınlarından öpüyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, cennetteki mertebeleri ali olsun diyorum. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. Gazilik, şehadet, bunlar bizim için çok yüksek mertebelerdir.

“İdlib’deki mücadelemiz, milyonlarca insanın hayatını kurtarmayı hedef alıyordu”

Suriye’de bulunma amacımız ne bu ülkenin topraklarını işgal ve ilhak etmektir, ne de bölgedeki güçlerle bilek güreşine tutuşmaktır.  Suriye topraklarında attığımız her adım gibi, İdlib’deki mücadelemiz de, ülkemizin sınırlarının güvenliğini sağlamayı ve katliam tehdidi altındaki milyonlarca insanın hayatını kurtarmayı hedef alıyordu.

“Sınır hattımızın diğer kısımlarını da güvenlik çemberine dahil etmeyi sürdüreceğiz”

Türkiye’nin, Suriye’de özellikle vermekten geri durduğu her mücadeleyi, kısa bir süre sonra kendi topraklarında yürütmek zorunda kalacağı gerçeğini asla aklımızdan çıkartmamalıyız. Terörle mücadelede binlerce güvenlik görevlisini, on binlerce vatandaşını kaybetmiş Türkiye’nin, yeniden benzer bir kısır döngünün içine düşürülmesine izin vermeyeceğiz.

Suriye ile olan 911 kilometrelik sınır hattımızın her karışını, hem terör örgütlerini, hem de mezhepçi rejim güçlerini uzak tutacak şekilde güvenlik altına almakta kararlıyız.  Cerablus’ta ne yaptıysak, Afrin’de ne yaptıysak, Tel Abyad ve Rasulayn’da ne yaptıysak, İdlib’de de aynısını yapıyoruz. Sınır hattımızın diğer kısımlarını da bu güvenlik çemberine dahil etmeyi sürdüreceğiz.

“Çok daha büyük mücadelelere hazır olduğumuzu gördük”

İdlib’de gerçekleştirdiğimiz harekat, diğerlerinden farklı olarak, sadece terör örgütüne değil, aynı zamanda çok daha donanımlı bir güce karşıydı. Bu süreçte, ülkemizin, ordumuzun, kamusu ve özel sektörüyle savunma sanayimizin kabiliyetlerini görme, tartma imkanı bulduk. Hamdolsun, çok daha büyük mücadelelere hazır olduğumuzu gördük.

Aksaklıkları gidererek, eksikleri tamamlayarak, koordinasyonu güçlendirerek, projelerimizi hızlandırarak Türkiye’yi bölgesinde ve tüm dünyada etkin bir güç haline getirme kararlılığımızı bu vesileyle teyit ettik.

“Ufak tefek de olsa ateşkes ihlalleri yaşanmaya başlamıştır”

İdlib’deki masumları bombalayarak katleden rejim, ülkemizin gücü ve askerlerimizin kahramanlığı karşısında, Suriye krizinin başından beri en ağır kayıpları vererek, bu işin öyle kolay olmadığını görmüştür.

Ateşkes kararının akabinde İdlib halkı, uzun bir aranın ardından ilk defa rahat nefes almıştır. Elbette henüz İdlib’te kalıcı bir çözüm bulunabilmiş değildir.  Rejimin ve onunla birlikte çalışan mezhepçi milislerin ateşkese ne kadar bağlı kalacakları belirsizdir.  Daha şimdiden ufak tefek de olsa ateşkes ihlalleri yaşanmaya başlamıştır.

“Bir öncekinden daha ağır şekilde üzerlerine gitmekten kaçınmayız”

Rusya tarafıyla, vardığımız anlaşmaya uygun şekilde bu gelişmeleri paylaşıyor ve tedbir alınmasını bekliyoruz.

Rejimin ve onu destekleyen milislerin ateşkes hattına yaptıkları yığınakları da yakından takip ediyoruz. Biz verdiğimiz söze, karşı taraf da aynı hassasiyeti gösterdiği sürece, sonuna kadar bağlı kalırız. Ama karşımızdakiler sözlerini tutmazsa, bir öncekinden daha ağır şekilde üzerlerine gitmekten de kaçınmayız.

“Bay Kemal, kaç tane gözlem noktası olduğunu dahi bilmiyor”

Gözlem noktalarımızın güvenliği, önceliklerimizin en başında yer alıyor. Buralara yapılacak en küçük bir saldırıda, sadece karşılık vermekle kalmayacak, çok daha ağır mukabelede bulunacağız. Bay Kemal, kaç tane gözlem noktası olduğunu dahi bilmiyor. Bunlara bedeli sandıkta ödettiğiniz sürece, o zaman bunlar neyin ne olduğunu daha iyi anlayacaklar. Bakın bir şeyi çok iyi kavramamız lazım. AK Parti davası, sıradan bir dava değildir. Biz, 17-18 senedir lafla mı yürüdük, icraatla mı yürüdük. Dersini bir çalış ya. Burada kaç tane gözlem kulesi olduğundan haberin yok. Bay Kemal, 12 gözlem noktası var. 12 gözlem noktasında bizi Suriye’nin askerleri korumadı, Suriye’nin askerleri varılan mutabakata uymadı. Uymadığı için de biz uyarımızı yaptık. 12 gözlem noktamız şu anda var. Bay Kemal bunu da öğren. Arzu edersen seni de oraya göndeririz. Ama gidemezsin.

Bay Kemal, kendi vatandaşlarını acımasızca katleden Suriye askerini savunuyor. Türk askeri, bu milletin evlatları hiçbir zaman zalim Esed’in korumasına muhtaç değildir, bunu böyle bil Bay Kemal.

“Bize düşen, rejimin ve terör örgütlerinin saldırılarına hazırlıklı olmaktır”

Tüm bu fotoğraf içinde bize düşen, sükûnetin devamı için her türlü gayreti gösterirken, aynı zamanda rejimin ve terör örgütlerinin saldırılarına karşı da hazırlıklı olmaktır. Oradaki bütün, en ileri teknolojiye sahip olan silahlara, hava savunma sistemlerine karşı bizler bu mücadeleyi verdik. Şimdi mesele bu geçici ateşkesi kalıcı ateşkese dönüştürmektir. Şimdi bizler bunun peşindeyiz.

Türkiye bu geçici ateşkesi ve buna bağlı anlaşmaları, rejime veya terör örgütlerine gücü yetmediği için değil, İdlib’deki krize, tüm taraflar açısından makul, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir çözüm yolu bulunabilmesi için yaptı. Aynı şekilde yine İdlib’in kuzeyinde 25-30 kilometre derinliğinde, o bölgede şimdi briket barakalar yapmaya başladık. Şu an itibarıyla 1500-2000 civarında yapılmış vaziyette. İstiyoruz ki oradaki mültecileri daha konforlu barınaklara yerleştirelim. Bunları yine Kızılayımız AFAD’ımız vasıtasıyla sürdürüyoruz.

“PKK’ya YPG veya SDG etiketi yapıştırmakla hakikatlerin üzeri örtülmüyor”

Suriye krizine kalıcı bir çözümün, bu ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği temelinde atılacak adımlardan geçtiğinin altını bir kez daha çizmek istiyorum. Ülkenin üçte biri, bölücü terör örgütünün kontrolü altında iken, böyle bir çözüme ulaşılabilmesi mümkün değildir. PKK’ya YPG veya SDG etiketi yapıştırmakla, gerçekler ortadan kalkmıyor, hakikatlerin üzeri örtülmüyor.

Rejim ve destekçilerine ‘terör örgütü’ uyarısı

Suriye rejimi ve onu destekleyenlere çağrımız, önce ülkenin üçte birini bölücü terör örgütünün işgalinden kurtarmalarıdır.

Bunu sağladıklarında, İdlib’de ve diğer bölgelerdeki sorunların çözümü çok daha kolay olacaktır. Yeni anayasa, özgür ve adil seçimler ile halkın desteğine sahip bir yönetimle Suriye’nin çok kısa sürede istikrara kavuşacağına inanıyorum.

Bu doğrultuda atılan ve atılacak olan her adıma, Türkiye olarak tüm gücümüzle ve samimiyetimizle destek vermeyi sürdüreceğiz. Ama diğer yerlerdeki sorunlar devam ederken, ısrarla ülkemizin ve kontrolümüz altındaki bölgelerde huzur içinde yaşayan halkın tacizine de izin veremeyiz. Uluslararası toplumu, daha çok gayret göstermeye, ülkemizin çabalarına destek vermeye davet ediyoruz.

Ayrıntılar geliyor…

Check Also

Kronik hastalığı olan yaklaşık 9 bin kişiye nakdi yardım

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “Kronik hastalık yardım programımız kapsamında tüberküloz …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir